|
|
|||
|
|
|||
|
2011 2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir dosyası indir,
2011-2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir çalışma kağıdı indir, 2011-2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir etkinliği, 2011-2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir ödevi, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir yazılı sorusu, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir sunusu, 2011 2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir değerlendirmesi indir, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir sunusu, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir çalışma sayfası, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir etkinliği, Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir Hakkında bilgi, 2011-2012 Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir "İşlerim çok. Başka hiçbir şeye bakamıyorum." Bu lafı bir kişiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım. Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar "çok yoğun"; bir şey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar "çok yoğun"; benden başka herkes ama herkes çok yoğun. "Aaa tabii; onun için konuşmak kolay. Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok." İstesem ben de "çok yoğun" olabilirim. "Bugün şunu yetiştirmem lazım; yarın şuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım..." Hayatı boş vermek istedikten sonra "yoğun" olmaktan kolay mazeret yok ki. Hatta sadece yemek pişirip, alışverişe çıkıp, dizi izleyip yaşayarak da "yoğun" olabilirsiniz. "Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım." E yapma. "Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama işlerden başımı kaldıramıyorum ki..." Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti. Yani "kafama uçan daire düştü, hastanedeydim" deseniz daha inandırıcı olur. Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez. En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiğiniz insanlarla en azından telefonda konuşabilirsiniz, değil mi? Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak "çok çalışıyorum"u kesinlikle kabul etmiyorum. Eğer biriyle aylarca görüşmüyor ve "işlerim var, ondan" diyorsanız, bunun iki anlamı vardır: a) Ben aynı anda iki işi yapamam. Doğal olarak çalışırken araya kimseyi katamam. Merdiven çıkarken çiklet de çiğneyemem. Hayatım allak bullaktır. Zaman nasıl değerlendirilir bilmiyorum. b) Seninle görüşmek istemiyorum. c) Ciddi anlamda işlerim yüzünden görüşemediğimizi sanıyorum. Bu mazerete gerçekten inanmışım. Kimi kandırıyorum ki? (Son şıkkı kabul edecek babayiğit pek bulunmaz.) Ve hiç kimse beni birinci şıkka inandıramaz. Çünkü biriyle görüşmek isterseniz, mutlaka vakit ayırırsınız. Bu aralar üst üste birkaç kişiyle bu "çok çalışıyorum da; başka bir şeye bakamıyorum" muhabbetini yaşadım; konuya o yüzden taktım. Bir insandan örnek vereceğim. Şu an için kendimi örnek veremem çünkü "evde çalışan yazar" olduğum için kimsenin beni iş konusunda ciddiye aldığı yok. Neyse, geçeyim örnek kişime: Ben ortaokul hayatım boyunca Soma´da yaşadım.
- İşinizin çok önemli olduğunu düşünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduğunun en açık göstergesidir. (Bertrand Russell) -İşini her şeyden önemli sayarak günde sekiz saat çalışan, sonunda çalıştığı yerin başına geçer ve günde aynı hızla yirmi dört saat çalışmaya mahkum olur (Robert Frost) -Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir. (Edward Newton) -Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir. (Anton Çehov) -Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.(L.P.Smith) -Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür. (Irwin Edman) -Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti. Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum. (Abraham Lincoln) -Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur. (William Russell) VE BENİM FAVORİM: "Yeterli zamanım yok deme. Büyük insanların da günleri 24 saattir..." CAN DÜNDAR
|













