Maviokul.Com » Atasözleri ve Deyimler » Deyimler ve Açıklamaları » N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları
2011 2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları dosyası indir,
2011-2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları çalışma kağıdı indir,
2011-2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları etkinliği,
2011-2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları ödevi,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları yazılı sorusu,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları sunusu,
2011 2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları değerlendirmesi indir,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları sunusu,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları çalışma sayfası,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları etkinliği,
N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları Hakkında bilgi,
2011-2012 N- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları

Na (nah) kafa : "Akılsız, düşüncesiz, kavrayışsız" anlamında alay yollu söylenir."Anlaması mümkün değil, na kafa!"

 

Nabza göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak."Nabza göre şerbet vermeyi iyi biliyorsun."

 

Nabzını yoklamak : Eğilimini, niyetini, düşüncelerini, arzularını anlamaya çalışmak."işçilerin nabzını yoklayın da zam konusunu öyle düşünelim."

 

Nalıncı keseri gibi kendine yontmak : Hemen her işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek.

 

Nam almak : Tanınmak, ünü her yerde duyulmak.

 

Namus belası : Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan."Namus belasına az kaldı canından oluyordu delikanlı."

 

Nane molla : 1. Dirençsiz, güçsüz kimse. 2. Çok sık hastalanan, sağlıksız kimse. 3. Üşengeç, bir iş yapmaktan kaçınan."Ne nane molla bir adamsın, kalk da biraz çalış."

 

Nara atmak : Yüksek bir sesle haykırmak, kabadayıca bağırmak."Birahaneden çıkan sarhoşlar edepsizce nara atmaya başladılar."

 

Nato kafa nato mermer : "Söz anlamaz, söz dinlemez taş gibi kafa" anlamında kullanılır.

 

Naza çekmek : Kendini ağır satmak, bir isteği yerine getirmekte yapmacıklı davranışlarla isteksiz gibi davranmak."Kendini naza çekmeye bayılır bizim kız."

 

Nazı geçmek : istediklerini yaptıracak kadar hatırı sayılır olmak."Babası, kasabada oldukça nazı geçen bir insandı."

 

Ne akar ne kokar : Kimseye ne faydası ne de zararı dokunan pısırık, çekingen kimseler için kullanılır.

 

Ne çare : Çaresi yok, elden bir şey gelmez."Ne çare ki onu durdurmamız mümkün değil."

 

Ne çıkar : 1. Ne zararı var ? 2. Bir sonuç vermez. 3. Ne fayda, ne zarar umulur."Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan ? "

 

Neden sonra : Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman sonra."Neden sonra babam da geldi."

 

Ne de olsa : Ne denli eksiği, kusuru olursa olsun; böyle olmakla birlikte.

 

Ne dese beğenirsin ? : "Nasıl, beklenmeyen bir söz söyledi biliyor musun ? " anlamında kullanılır.

 

Ne fayda : Artık neye yarar.

 

Nefes aldırmamak : Dinlenmesine fırsat vermemek, sıkıştırmak, rahat bırakmamak."Nefes aldırmadı bize, sabaha kadar çalıştırdı."

 

Nefesi kesilmek (tıkanmak) : Güç soluk alacak duruma gelmek veya soluğu büsbütün durmak."Bir yumrukta nefesini kesti adamın."

 

Nefes nefese gelmek : Koşarak, sık sık soluyarak, heyecanlı ve yorulmuş bir şekilde (gelmek)."Kapıdan içeri nefes nefese girdi."

 

Nefes tüketmek : Bir şeyi anlatmaktan çok yorulmak."Boşuna nefes tüketiyorsun, baksana anlamıyor."

 

Nefsine yedirememek : Kendine yakıştıramamak, o şeyi yapmayı kendisi için onur kırıcı, ağır bulmak."iki yüzlülüğü bir türlü nefsine yediremiyordu."

 

Nefsini körletmek : Birtakım yollarla iştah duygusunu dindirmek."Nefsini körletmeden iyi bir kul olamazsın."

 

Ne güne duruyor ? : "Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak" anlamında kullanılır."Gitsin istesin kızı, daha ne güne duruyor ? "

 

Nefsini yenmek : Arzularının, ihtiraslarının önüne geçebilmek.

 

Ne günlere kaldık! : "Eskiden daha iyiydi, zaman değişti, düzen ve usuller başkalaştı, çok kötü günler geçiriyoruz" anlamında kullanılır.

 

Ne hali varsa görsün! : Uyarılara, öğütlere kulak asmayan insanlar için "ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmiyor" anlamında kullanılır.

 

Ne idiği belirsiz : Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen."Ne idiği belirsiz bir yığın insan hükümette yer almış."

 

Ne mal olduğunu anlamak : Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu, kötü niyet beslediğini anlamak."Onun ne mal olduğunu şimdi anlarız."

 

Ne mene : Ne türlü, nasıl, ne çeşit ?

 

Ne od var ne ocak : Aşırı yoksulluğu, geçim darlığını anlatmak için kullanılır.

 

Ne oldum delisi olmak : Beklemediği bir duruma yükselip şımarmak, ölçüsüz hareketler yapmak."Dikkat et, ne oldum delisi olan insanlar gibi olma."

 

Ne olur : "Yalvarırım, rica ederim, lütfen" anlamında kullanılır."Ne olur beni de götürün köye!"

 

Ne olur ne olmaz : Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil."Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."

 

Ne pahasına olursa olsun : Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak, ne kadar büyük fedakarlık isterse istesin."Ne pahasına olursa olsun ben bu işi bitireceğim."

 

Nerede akşam orada sabah : "Gece kalacağı bir yeri yok, neresi rast gelirse orada kalıp yatar" anlamında kullanılır.

 

Nereden nereye : 1. Uzak, dolaylı bir ilişki ile. 2. Şaşılacak şey, olacak gibi değil!"Nereden nereye, kim derdi ki biz karşılaşacağız!"

 

Ne şiş yansın ne kebap : "iki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun" anlamında kullanılır.

 

Ne tadı var ne tuzu : Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil."Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin."

 

Nevri dönmek : Çok öfkelenmek, sinirlenip kızmak ve bu sebeple rengi değişmek."Saygısızca konuşmaya başlayınca nevri döndü, öfkeyle elini kaldırdı."

 

Ne yardan geçer ne serden : istediği şey fedakarlığı gerektirdiği halde, fedakarlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler için kullanılır.

 

Ne yer ne yedirir : Kimsenin yararlanmasını istemez, kendi de yararlanmaz.

 

Neye uğradığını bilememek : Beklenmedik bir durumla karşılaşıp hiçbir şey yapamamak, şaşırıp kalmak."Ocak birden alev alınca neye uğradığını bilemedi."

 

Niyet etmek : Bir şeyi yapmayı zihninde tasarlamak, düşünmek."Ona hediye almaya niyet etmişti."

 

Niyeti bozuk : Kötü bir davranışta bulunması beklenen, kötülük düşündüğü sezilen."Niyeti bozuk bunların, sakın ilişmeyin."

 

Noktası noktasına : Tastamam, eksiksiz, tamamen, birbiriyle tıpatıp aynı."Noktası noktasına hatırlıyorum o kavgayı."

 

Not düşmek : Yazılı metnin bulunduğu sayfanın bir köşesine, konuyla ilgili birkaç cümle yazmak.

 

Notunu vermek : Kıymetini tespit etmek, ne nitelikte bir kişi olduğu konusunda kanıya varmak."Hala notunu veremedin mi o adamın ? "

 

Nuh der peygamber demez : Son derece inatçıdır, düşüncelerini bir türlü değiştirmez, söylediklerinde ve inançlarında direnir.

 

Nuh Nebi`den kalma : Çok eski modası geçmiş, köhnemiş (eşya, bina)."Nuh Nebi`den kalma bir koltukta oturuyordu."

 

Numara yapmak : Bir hareketi yalandan yapmak, bir şeyi gerçekmiş gibi söyleyerek karşısındakini aldatmak."Ona öyle bir numara yapacağım ki şaşkına dönecek."

 

Nur topu : Gürbüz, sağlıklı, çok güzel ve temiz çocuklar için söylenir.

 

Nutku tutulmak : Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz olmak."Katili karşısında görünce nutku tutuldu."
Alıntı
Yazdır