| P- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları |
| Atasözleri ve Deyimler - Deyimler ve Açıklamaları | |||
| Yazar http://www.maviokul.com | |||
|
Pabucu dama atılmak : Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek."Yeni bir elektrikçi aldılar, desene Murat`ın pabucu dama atıldı." Pabucunu ters giydirmek : Güç bir duruma düşürerek telaşlandırmak, bu telaşla kaçmasına sebep olmak."El oğlu bu, adama pabucunu ters giydirir, tetikte olmalı insan." Pabuç bırakmamak : Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek."Ben öyle olur olmaz insanlara pabuç bırakmam." Pabuç pahalı : Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır."Baktı ki pabuç pahalı, hemen geri döndü." Paçaları sıvamak : Bir işi yapmak için hazırlanmak."Bir an önce paçaları sıvayıp işe başlamak istiyordu." Paçası düşük : Giyimine, kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen, sünepe. Paçayı kaptırmak : 1. Yakalanmak, ele geçmek. 2. Giriştiği işten vazgeçmek istediği halde kendini kurtaramamak. 3. Dilediği gibi davranamamak."Paçayı kaptırdık bir kere, yakamızı kurtaramıyoruz." Paçavrasını çıkarmak : Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek."Beş kişiydiler, adamın paçavrasını çıkardılar." Paçayı kurtarmak : Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak."Çok şükür şu belalı işten paçayı kurtardık." Paha biçilmez : Çok pahalı, kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek."Paha biçilemez tablolar sergilenmişti." Pahalıya mal olmak : Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak."Bu ev size pahalıya mal olsa gerek." Palas pandıras : Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan."Palas pandıras evden çıkmak zorunda kaldık." Palavra atmak : Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek. Paldır küldür : 1. Büyük bir gürültü ile. 2. Ansızın ve kurallara uymaksızın."Paldır küldür merdivenlerden inmeye başladılar." Pamuk ipliği ile bağlamak : Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak. Paniğe kapılmak : Çok korkmak, telaşa sürüklenmek."Çocuklar paniğe kapılacaklar diye endişeleniyorum." Papara yemek : Çok azarlanmak."Çabuk olun, annemden papara yemek istemiyorum." Para babası : Çok zengin, parası bol olan. Para canlısı : Parayı çok seven, paraya düşkün. Para çekmek : 1. Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak. 2. Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak. Para dökmek : Bir şey için çok para harcamak."Düğün için az para dökmedi." Para etmemek : 1. işe yaramamak, etkili olmamak. 2. Değeri pahasına satılamamak."Bu malların para edeceğini sanmıyorum." Parasını sokağa atmak : Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek. Para kesmek : 1. Çok para kazanmak. 2. Devletin çok para basması."Bizim büfe adeta para kesiyor." Para sızdırmak : Kandırarak, zorlayarak birinden para almak."Kabadayılar esnaftan az para sızdırmadılar." Para tutmak : 1. Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek. 2. Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak."Aldığımız eşyaların hepsi kaç para tuttu dersiniz ? " Paraya çevirmek : Bir malı verip yerine para almak."Gidin, şu dolapları paraya çevirin de gelin." Paraya kıymak : Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak. Paraya para dememek : 1. Çok para kazanmak. 2. Bol para harcamak. 3. Elde olan parayı az bulmak. Para yapmak : Para kazanıp biriktirmek."Gurbete para yapmaya gitti." Para yedirmek : işini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek."O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler." Para yemek : 1. Çok para harcamak. 2. Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak."insanlar artık açıktan para yiyorlar." Parmağı ağzında kalmak : Çok şaşırmak, hayrete düşmek. Parmağına dolamak : Bir konuyu her fırsatta, her yerde ele alıp konuşmak, o konu ile uğraşmak. Parmağında oynatmak : Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak."Beni parmağında oynatamayacaksın alçak herif." Parmağını bile oynatmamak : Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak."Beni dövdüler ama o parmağını bile oynatmadı." Parmak basmak : 1. Bir nokta üzerine dikkati ya da ilgiyi çekmek. 2. imza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak. Parmak hesabı : 1. Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap. 2. Hece vezni."Bizim bakkal hala parmak hesabı yapıyor." Parmak ısırmak : Büyük şaşkınlık duymak, hayrete düşmek."Yaptığım tatlıyı görünce parmaklarını ısıracaklar." Parmak kadar (çocuk) : Yaşça çok küçük, pek küçük (çocuk)."Parmak kadar çocukla iş yapılır mı ? " Parmak kaldırmak : 1. Olumlu oy vermek için el kaldırmak. 2. Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak."Parmak kaldırarak söz istemeyi öğrenin artık!" Parmakla gösterilmek : 1. Bir şey az bulunmak. 2. Seçkin, ünlü olmak."O, çevresinde parmakla gösterilen bir adamdı." Parmaklarını yemek : Bir yemeğin çok lezzetli olduğunu anlatmak için kullanılır."Böreği değil, parmaklarımızı yedik adeta." Parsayı başkası toplamak : Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak."Biz durmadan çalışalım parsayı da başkası toplasın olmaz öyle şey!" Partiyi kaybetmek : 1. Biriyle çekiştiği bir konuda yenilmek. 2. Elde etmeye çalıştığı bir kazancı bir başkasına kaptırmak. Pasaportunu vermek : Kovmak, işten atmak."Patron üç işçinin pasaportunu eline verdi." Pas geçmek : Üzerinde durmamak, caymak, vazgeçmek, aldırış etmemek. Patırtı çıkarmak : Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak."Patırtı çıkarmadan oturun, babanız uyuyor." Patlak vermek : Gizlenen ya da hoş karşılanmayan bir durum aniden ortaya çıkmak."Kim der di ki savaş bu sabah patlak verecek." Pay biçmek : Bir fikir elde edebilmek için, durumu bir şey ile kıyaslamak. Payını almak : 1. Azarlanmak. 2. Kendine düşen kazanç miktarını almak. Paye vermek : Adam yerine koymak, değer vermek. Payidar olmak : Kalmak, yok olmamak, yaşamak."Milletimiz ilelebet payidar olacaktır." Perdesi yırtık : Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz."Perdesi yırtılmış adamın, baksana neler söylüyordu!" Pergelleri açmak : Uzun adımlarla yürümeye başlamak."Pek vaktimiz yok, pergelleri açın da geç kalmayalım." Pay çıkarmak : Bir olay ya da davranıştan tecrübe kazanmak, hisse kapmak, tutulacak yolu belirlemek. Pes demek : Mağlubiyeti kabul etmek, başkasının üstünlüğüne boyun eğmek."Yenileceğini anlayınca sırtı yere gelmeden pes dedi." Pestil gibi olmak : Çok yorulmuş olmak; kımıldayamayacak kadar bitkin, güçsüz düşmek. Pestilini çıkarmak : 1. Çok dövmek. 2. Çok çalıştırıp adamakıllı yormak. 3. iyice ezmek."Kazma sallamaktan pestilimiz çıktı." Peşini bırakmamak : Bir şeyi izlemekten vazgeçmemek."Adamın peşini bırakmayın sakın!" Peşkeş çekmek : Kendisinin veya bir başkasının malını bir çıkar uğruna birisine uygunsuz olarak vermek."Yurdu düşmanlara peşkeş çekiyorlar." Peyda olmak : Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak."Köşede bir adam peyda oldu." Pılıyı pırtıyı toplamak : Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak."Pılıyı pırtıyı toplamış bekliyordu." Pire için yorgan yakmak : Önemsiz bir şey için kızıp daha büyük zarara yol açacak davranış içine girmek. Pireyi deve yapmak : Küçük, basit bir olayı büyütüp mesele yapmak, aşırı abartmak. Pisi pisine : Boş yere, boşuna."Pisi pisine vurdular çocukcağızı." Pis pis düşünmek : Karamsar, derin ve üzüntülü bir düşünceye dalmak."Pis pis düşünmeyi bırak da bir yol arayalım." Pis pis gülmek : Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek. Pişkinliğe vurmak : Çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak. Pişmiş aşa su katmak : Yoluna girmiş, bitmek üzere olan bir işi bozmak ya da aksatmak."Pişmiş aşa su katabilir, onu buraya sokmayın." Pişmiş kelle gibi sırıtmak : Anlamsız, çirkin, yersiz, dişlerini göstererek gülmek."Pişmiş kelle gibi gülmeyi bırak da işine bak." Posasını çıkarmak : 1. Birini çok dövmek. 2. Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek."Ülkenin posasını çıkardılar, biz hala seyrediyoruz." Posta koymak : Birini korkutmak, gözdağı vermek, tehdit etmek."Bana posta koyacak adam daha anasından doğmadı." Postayı kesmek : ilişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek. Post elden gitmek : 1. Öldürülmek. 2. Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak."Post elden gidince kahretti adam." Post kavgası : Bir makamı, işi ya da iktidarı ele geçirme çekişmesi."Seçimler yaklaştı, post kavgası da başladı." Postu kurtarmak : Can tehlikesini atlatmak, öldürülme tehlikesi olan yerden kaçıp kurtulmak."Postu kurtardık çok şükür." Postu sermek : Kısa bir süre için gittiği yerde, saygısızca ve sorumsuzca uzun süre kalmak. Pot kırmak : Gaf yapmak, farkında olmayarak karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek."Dikkatli ol, bir pot kırma sakın." Pösteki saymak : içinden çıkılması zor ve anlamsız bir işle uğraşmak."Ne mi yapıyorlar ? Pösteki sayıp duruyorlar." Prangaya vurmak : Zincire vurmak, ayağına pranga bağlamak."Prangaya vurulu olarak yıllarca kaldı o hapishanede." Puan almak : 1. Spor karşılaşmalarında sayı kazanmak. 2. Bir test imtihanında herhangi bir puan elde etmek."Şu sorulardan hiç puan alamayacağımı sanıyordum." Puan tutturmak : Gereken sayıda puan kazanmak."Bu sene puan tutturup da üniversiteye girecek miyim bilmiyorum!" Punduna getirmek : Bir şeyi yapmak için uygun şartları elde etmek, fırsat kollamak."Punduna getirir getirmez patlattı yumruğunu." Pupa yelken : 1. Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan. 2. Yelkenler, arkadan esen rüzgarla şişmiş olarak, tam yolla."Pupa yelken açıldık denize." Pusu kurmak : Birine saldırmak için, bir yere gizlenip beklemek."Düşmanlarımızın pusu kurduğundan tam zamanında haberdar olmuştuk." Pusulayı şaşırmak : 1. Ne yapacağını bilemez duruma düşmek. 2. Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak."iyice pusulayı şaşırmadan uyarmalıyız onu." Pusuya düşmek : Pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek."Eyvah, pusuya düşürdüler bizi!" Put gibi : Kımıltısız, sessiz, anlamsız bir bakışla. Put kesilmek : Sessiz, kımıltısız bir durumda kalmak."Onun bağırmasıyla herkes bir anda put kesildi!" Püf noktası : Bir işin en ince, en önemli yeri. Püsküllü bela : Kendisinden kurtulunması bir türlü mümkün olmayan, büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey."Başıma püsküllü bela kesildi bu çocuk."
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
|
