Maviokul.Com » Atasözleri ve Deyimler » Deyimler ve Açıklamaları » F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları
2011 2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları dosyası indir,
2011-2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları çalışma kağıdı indir,
2011-2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları etkinliği,
2011-2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları ödevi,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları yazılı sorusu,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları sunusu,
2011 2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları değerlendirmesi indir,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları sunusu,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları çalışma sayfası,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları etkinliği,
F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları Hakkında bilgi,
2011-2012 F- Harfi ile Başlayan Deyimlerin Anlamları

Faka basmak : Tuzağa düşmek, aldatılmak."Beni nasıl faka bastırdılar anlayamadım bir türlü!"

 

Fareler cirit oynamak : Bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak."Koca köyde fareler cirit atıyordu."

 

Farkına varmak : Gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek."O kalabalıkta senin farkına varacaklarını sanmıyorum."

 

Felce uğramak : 1. Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması. 2. Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak."Yaptığımız işin felce uğramasından korkuyorum."

 

Feleğin çemberinden geçmek : Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış."O ihtiyar mı ? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."

 

Fellik fellik aramak : Telaşla, hemen her köşeye bakarak heyecanla aramak."Bütün her yeri fellik fellik aradım ama bıçağı bulamadım."

 

Felsefe yapmak : Olayların sebep ve sonuçları üzerine kendince birtakım soyut düşünceler ileri sürmek.

 

Fena etmek : Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek."Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."

 

Fener alayı : Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri.

 

Feragat sahibi : Gönlü tok, özveri gösterebilen, fedakarlık yapabilen.

 

Fermanlı deli : Deli olduğu herkesçe bilinen, zır deli."Halk bu ülkeyi fermanlı delilerin eline bırakmayacaktır."

 

Ferman dinlememek : Kural, yasa, söz dinlememek; hiçbir yerden buyruk almamak."aşığın gönlü ferman dinlemez oldu."

 

Fesat kumkuması : Tamamiyle kötülük düşünen, insanları birbirine düşürecek işler yapan, ortalığı karıştıran.

 

Fırıldak çevirmek : Düzen kurmak, hileli iş görmek."Yine ne fırıldak çeviriyorsun sen ? "

 

Fırsat düşkünü : Çıkar sağlamak, kötülük yapmak için fırsat kollayan kimse."Fırsat düşkünü insanlardan nefret ederim."

 

Fikir almak : Birinin düşüncesinden yararlanmak."Fikir alınacak insanlar konularında ehil kişiler olmalı."

 

Fikir vermek : 1. Bir konuda düşüncesini bildirmek. 2. Bir konuda yol gösterici bilgi edinmek."Nasıl yapmalıyım ? Bana biraz fikir versenize."

 

Fikir yürütmek : Bir konu üzerinde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde bulunmak."Bu konuda fikir yürütmek işime gelmiyor."

 

Fincancı katırlarını ürkütmek : Zararı dokunacak bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak."Kaymakamla konuşurken dikkatli ol, fincancı katırlarını ürkütme sakın!"

 

Fink atmak : Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.

 

Fiskos etmek : Birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak sesle konuşmak."Utanmıyor musunuz bu kadar kişi içinde fiskos etmeye ? "

 

Fitil olmak : 1. Çok içip sarhoş olmak. 2. Aşırı ölçüde kızmak."Fitil oluyorum şu adamın hareketlerine!"

 

Fitne sokmak : insanları birbirine düşürecek, aralarını bozacak davranışta bulunmak, sözler sarf etmek.

 

Fiyat biçmek : Bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek."Bu malın fiyatını biçmek o kadar kolay değil."

 

Fiyatı dondurmak : Fiyatın yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını sağlamak."Belediye et fiyatlarını dondurmaya yanaşmıyor."

 

Fiyat kırmak : Fiyatı birilerinin verdiğinden az vermek, fiyatı düşürmek."Müteahhitlerden ikisi anlaşarak ihalede fiyat kırma yoluna gittiler."

 

Fol yok yumurta yok : Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı halde varmış gibi bir kuşkuya düşmek."Henüz ortada fol yok yumurta yok, sen adama para ödemeye kalkışıyorsun."

 

Fora etmek : Açmak, çözmek."Bütün yelkenleri fora ettik."

 

Formül bulmak : Bir çözüm, işi çözümleyecek çıkar yol bulmak."Sabahtan beri bir formül bulmaya çalışıyorum, sense yatıyorsun!"

 

Forsu kalmamak : Sözü geçmez olmak; bir konuda saygınlığı, gücü kalmamak."Adamları arasında da forsu kalmayacak onun."

 

Foyası meydana çıkmak : Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak."Yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak."

 

Fukara babası : Yoksulları koruyup gözeten, onlara yardım elini uzatan, elden geldiğince yardım etmeyi seven kimse.

 

Funda demir etmek : Demir atma komutu vermek."Körfeze iyice girince kaptan funda demir edin dedi."

 

Fütur getirmemek : Bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek."Sakın fütur getirme, göreceksin başaracağız."
Alıntı
Yazdır