Top Stories

Grid List

Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, toplu sözleşme masasında, kamu çalışanları için 300 TL kreş yardımı talep ettiklerini açıkladı.

GENEL AÇIKLAMALAR

a) Bu e-Kılavuz 5580 sayılı  Özel Öğretim Kurumları Kanununun Ek 1'inci maddesi ve MilliEğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin Ek 2'nci maddesi hükümlerine göre hazırlanmıtır.

b) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan  özel okullara, 23/07/2015tarih ve 29423 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015-2016 Eğitim ve Öğretim Yılında  Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrenciler çin Eğitim ve Öğretim Desteği Verilmesine likin Tebliğ'de yer alan okul türlerine göre toplam 230.000 öğrenciye 2015-2016 eğitim öğretim yılında geçerli olmak üzere eğitim ve öğretim desteği verilecektir.

2015-2016 ÖĞRETİM YILI EĞİTİM VE ÖĞRETİM DESTEĞİ  BAŞVURU VE YERLEŞTİRME TAKVİMİ

TARH

YAPILACAK LEM

10 Ağustos 2015 - 02 Eylül 2015

Destekten Yararlanmak steyen  Özel Okulların MEBBS Üzerinden Bavuruları

10 Ağustos 2015 - 02 Eylül 2015

Destekten Yararlanmak steyen Öğrencilerin e-Okul Üzerinden Bavuruları

03 Eylül 2015

Tercih lemi Yapacak Öğrencilerin lanı

04 -10 Eylül 2015

Öğrencilerin Tercih lemleri

11 Eylül 2015

Yerletirme Sonuçlarının lanı

14-21 Eylül 2015

Nakil ve Kesin Kayıt lemleri

22 Eylül 2015

Ek Yerletirme Sonuçlarının lanı

22-30 Eylül 2015

Ek Yerletirme Kayıt lemleri

5580 sayılı Kanun kapsamında açılan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okul türlerinde 2015-2016 eğitim öğretim yılında öğrenim görecek her bir öğrenciye verilecek eğitim ve öğretim desteği tutarları aağıdaki tabloda yer almaktadır.

Eğitim ve Öğretim Desteği Verilecek Okul Türleri, Destek Tutarları ve Destek Verilecek Öğrenci Sayıları

Sıra No

Kurum Türü Adı

Destek Tutarları

Destek Verilecek Öğrenci Sayıları

1

Okul Öncesi

2.680,00 TL

20.000

2

lkokul

3.220,00 TL

50.000

3

Ortaokul

3.750,00 TL

50.000

4

Ortaöğretim

3.750,00 TL

110.000

5

Temel Lise

3.220,00 TL

Toplam

230.000

KILAVUZ İÇİN TIKLAYINIZ

Okurlar tarafından özellikle yöneltilen soru şu;
"Maaşımıza zam geldiğine göre, elimize geçen paranın da artması gerekmez mi?"
Yanıtlayalım; maaşa zam gelince, bazı ücretlilerin eline geçen maaş azalabilir.

Nedenine gelince; ücret arttıkça, gelir vergisinin oranı da artıyor. Örneğin, altı aylık ücretin vergi matrahı toplamı 12 bin TL'yi aştığında vergi oranı 5 puan artıyor. 229 bin TL'yi aşınca da gelir vergisinin oranı, aşan kısım için 7 puan artıyor. Başka bir anlatımla, yüzde 20 yerine yüzde 27 vergi kesiliyor. Yüksek ücretlerde örneğin yıl içinde vergi matrahı toplamı 106 bin TL'yi aşan ücretlerde, vergi oranı yüzde 35'e çıkıyor. Böyle olunca da ele geçen tutar, maaşa zam yapıldığı halde azalabiliyor.


Konunun çarpıklığı ve adaletsizliğine, Sevgili Şükrü KIZILOT Hocamızın 28 Temmuz 2014 tarihli yazısından devam edelim.

ANAYASA VE MALİ GÜÇ

Anayasa'nın 73. maddesine göre;

"Herkes mali gücüne göre vergi öder."
Bu ne biçim mali güçtür ki yılda 29 bin TL'nin üzerinde geliri olan ücretliden yüzde 27 vergi alınıyor, şirketlere gelince, 2 milyon TL hatta 2 milyar TL bile kazansalar yüzde 20 vergi alınıyor.
Ve yine Anayasa'nın aynı maddesinde;

"Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtılması gerektiği"

belirtiliyor. Bir okuyucumuz soruyor;

"Bu ne biçim adaletli ve dengeli dağıtımdır ki milyonlarca TL'lik borsa kazancında, vergi 'sıfır'. Hazine bonosu ve devlet tahvili faizinde de sadece yüzde 10. On milyonlarca hatta yüz milyonlarca TL kazanan şirketlerin kurumlar vergisi yüzde 20. Evet, bu nasıl adaletli ve dengeli dağıtım?"
Şu aşamada "Haklısınız" demenin dışında yapabileceğimiz bir şey yok.

ÜCRETLİLER KORUNMALI

Yıllardır, istihdam üzerindeki yükler bakımından, Türkiye dünya birincisi.
Gelir vergisinin, üçte ikisi ücretlilerden alınıyor.
- Ücretlinin vergi iadesi vardı. Kaldırıldı.
- Ücretlinin, vergi tarifesi, beyanname veren vergi mükelleflerine kıyasla, 5 puan düşüktü. Bu ayrıcalığa da son verildi ve vergi oranları eşitlendi.
- Vergi mükellefi olup defter tutan işletmeler; otomobil alım, yakıt, bakım, kasko ve benzeri giderleri, işletmeden karşılıyorlar. Birçok masraflarını, işle ilgili gibi gösterip masraf yazabiliyorlar. Önemli bir kısmının vergi kaçırma olanağı var ve bu olanaktan yararlanıyorlar.
Daha neler neler…
Ücretlilerin hiç birinde bu olanak yok.
Dünyanın çoğu ülkesinde olduğu gibi, "ayırma kuramı"nın uygulanması ve vergi ödeme yönünden, emek geliri elde edenin, sermaye gelirine kıyasla, korunması gerekiyor… (Kaynak:Hürriyet)

Mavi Ay şöleni için geri sayım başladı.

En son 2012 yılının Ağustos ayında görülen Mavi Ay, bu gece tekrardan gözükecek. Nadir görülen bu doğa olayı, bir yüzyıl içinde sadece 5 defa meydana geliyor.

Bir takvim ayında yaşanan ikinci dolunay olarak tanımlanan Mavi Ay, nadir bir doğa olayı. Bir yüzyıl içinde yalnızca 5 sefer gözüken Mavi Ay, bu gece gökyüzünde şölen yaratacak. Gökbilimcilerin tahminlerine göre bir dahaki Mavi Ay’ın 2018 ve 2020 yıllarında yaşanması bekleniyor.

Çin'de fotoğrafı çekilen 3 aylık bebek, fotoğraf makinasının flaşı yüzünden gözlerini kaybetti. Olay sonrası fotoğrafı çeken kişiye dava açılıp açılmayacağı bilinmiyor

Çin ’de ismi açıklanmayan üç aylık bir bebek, fotoğraf makinasının flaşı nedeniyle gözünü kaybetti.

Kısa bir süre sonra çocuklarının gözünde problem olduğunu fark eden anne-baba, bebeği doktora götürdü. Bebeğin sol gözünde görme kaybı olduğu ve sağ gözünü tamamen kaybettiği açıklandı. Fotoğrafı çeken kişiye dava açılıp açılmayacağı bilinmiyor.

FLAŞ BEBEKLERE ZARAR VERİYOR

Flaşın sarı benekteki hücrelere zarar verdiği ifade edilirken, sarı beneğin gelişimi çocuklar dört yaşına basana kadar tamamlanmıyor.

ÖSYM Başkanlığı, öğretmen atamalarıyla ilgili açıklama yaptı.

Barış

Bir ülke varmış eskiden. Ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış bu ülkede... Birbirlerine çok yakışıyorlarmış. Kız çok güzel delikanlı ise çok yakışıklıymış...

    Delikanlı bu kız için herşeyi yaparmış.. Kıza evlenme teklif etmiş. Kız ise bir şartla demiş. ''Bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim''. Delikanlı çok üzülmüş çünkü hiç kırmızı gül yokmuş. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş aramış ama yok...

    Sonra ordaki bir bülbüle derdini yanmış.. Bülbül dinlemiş genci... Ve en sonunda "Üzülme delikanlı, yarın buraya aynı saaatte gel ve kırmızı bir gül göreceksin onu al kıza götür, evlenin mutlu olun... Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın" demiş. Çocuk biraz şaşkın ayrılmış ordan...

    Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!! Delikanlı biraz şaşkın biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmi gülün yanına.. Ama gördüğü şeye gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde ölü yatıyormuş.. Kendini gülün dikeniyle öldürmüş, kanından da kırmızı bir gül ortaya çıkmasını sağlamış genç delikanlş ve onun mutluluğu için..

    Şimdi de yerde cansız yatıyormuş.. Delikanlı gülü alıp kızın yanına gitmiş.. Kız bu gülü gördüğü için çok sevinmiş ve delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş.. Bunun üzerine genç "Benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyor du? " diyerek oradan ayrılmış ve bir daha hiç dönmemiş...

Bu hikaye Japonya'da yaşanmış gerçek bir olayı anlatmaktadır:

    Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür.

    Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanırda kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmıştı?

    Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalıydı. Sonra bu kertenkelenin 10 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl 10 yıl yaşadığını düşündü- ayak çivilenmişti!!..

    Böylece çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba? Sonra nereden çıktığını fark edemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle...

    İnanılmaz!!! Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmekteydi...

    Sizde bu hikayeyi okudunuz, eğer sizinde duygularınıza "dokunabilmişse" başkalarına da göndererek onlarında bu hikayeden istifade etmesini sağlayınız. Ve hemen siz de eşinizi, arkadaşınızı, kardeşinizi, sevdiklerinizi, konu komşu ahbap, demeden;

Üç yıla yakın süredir, bir gün bile tatil yapmamıştım. Derken, umulmadık bir anda, iki hafta için kentten uzaklaşma olanağını elde ettim.Dağ karlar altındaydı; kiraladığım kulübeye büyük güçlükle çıkabildim. Ama, mavi gökte güneş pırıl pırıl parlıyor; kayaklarımın altında milyonlarca kar tanesi gevrek gevrek eziliyordu. Kendimi birden çok mutlu hissettim.

    Burada, tüm bu güzellikler arasında, yaşamın streslerinden uzak bir düş gibi kalmıştı. Geceleri ve sabahın erken saatleri çok soğuk oluyordu; fakat gündüzleri hava ılıktı. Saatlerce kayak yapıyor ya da kulübemin dışında güneş banyosu yapıyordum; yalnızlıktan bu denli zevk aldığımı hiç anımsamıyorum.

    Bir gece kar bastırdı; uzun karanlık, sonunda kurşunî bir sabaha yerini bırakınca o günü dinlenerek geçirmekten başka çarem olmadığını anladım. Aynı gün öğleden sonra, çok güçlü bir fırtına kulübeyi kırbaçlamaya başladı ve yine akşam oldu. Kulübenin keresteleri gıcırdıyor, rüzgar adeta bacadan içeri saldırmaya çalışıyordu. Bir keresinde, birinin seslendiğini duyar gibi oldum. Kapıyı açmaya yeltendimse de rüzgarın şiddeti beni odanın içine savurdu.

    Kar, birike birike pencere pervazına dek yükselmişti. İster istemez ateşin başına döndüm.

    - “Beni kimse çağırmış olamaz” diyordum; dışarıdaki cehennemde hiçbir insanın sağ kalamayacağı kesindi.

    Kulede üç gün boyunca kaldım. Dördüncü gün, masmavi gökte altın renkli bir güneş, sabahı müjdeledi. Fırtına, biriken karları, kulübenin önünden yanlara sürüklediğinden, dışarıya çıkıp temiz havayı bol bol ciğerlerime doldurabildim. Ortalık bembeyazdı ve kesinlikle sessizliği bozan tek bir ses yoktu. Kendimde tükenmeyecek bir güç hissederek kayaklarımı ayaklarıma geçirdim, ama ilerlemek kolay değildi; tozumsu karın içine gömüldüm. Birkaç saat sonra yorularak kulübeye dönmeye karar verdim.

    Dağın arkasında güneş batıyordu; altın rengi, kırmızıya çalmaya başlamış ve karın sonsuz beyazlığına pembe bir parıtlı vermişti. Kadını işte o zaman gördüm. Yanıma gelinceye dek, yakınlarda bir insan olduğunu fark etmemiştim bile. Birden genç ve güzel bir yüzle burun buruna gelince irkildim.

    Başında, Kuzey İtalya’da kimi kadınların kullandığı, siyah bir atkı vardı. İnce vücudunun üzerine kirli bir asker kaputu atmıştı. Siyah atkılı ayakkabılarına şaşkınlıkla baktım. Ayaklarında kayak olmadığına göre, bu kof ve derin karların üzerinde nasıl olup da saatlerce batmadan yürüyebilmişti? Üstelik hiç de yorgun görünmüyordu. Ama gözlerinde büyük bir kaygı okunuyordu. Hafif bir yabancı aksan ile bana dedi ki:

    - “Kulübenize dönünce, lütfen fenerinizi yakıp buraya getirir misiniz? Eşim Alfredo aşağıda ve yukarı çıkmaya çalışıyor. Işığınızı görürse, güç bulup çıkabilir belki.” Ona hâlâ şaşkınlıkla bakıyordum.

    - “Peki, kayaksız olarak buraya nasıl çıkabildiniz? Hem neden eşinizin yanından ayrıldınız?” diye sormaktan kendimi alamadım.

    - “Yardım getirmek için onu bıraktım. Ben dağı çok iyi bilirim, hiç de korkmam.”

    İçimde kadına karşı bir sempatinin uyanmakta olduğunu hissediyordum. “Kayaklarımın arkasına basın ve bana tutunun. Birkaç dakika içinde kulübeye varırız; siz orada dinlenip sıcak birşey içerken, ben gidip eşinizi ararım” dedim.

    Soğuk müthişti; biraz ısınmak için ellerimi çırpıyor ve vücudumu ovalıyordum. Gökyüzü daha şimdiden mürekkep gibi kararmıştı. Kadın kayaklarıma basarken, “Teşekkür ederim” dedi, ardından sırtımda küçük bir elin dokunuşunu hissettim.Fakat, kulübeye birkaç yüz metre kala, onun benimle olmadığını fark ettim. Dehşete düşerek seslenmeye başladım. Fakat bana yalnız, karla kaplı dağ yamaçlarından yankılanan kendi sesim yanıt verdi.

    Kulübede, kibriti çakıp fenerin fitilini tutuştururken ellerim titriyordu.Feneri kemerime bağladım ve yine dondurucu soğuğa çıktım. Fakat karşılaştığımız yere varıncaya dek her tarafa baktığım halde, kadına rastlamadım. Ayak izlerini bile göremedim.Şimdi, gökyüzünde ay çıkmıştı. Aniden, uzun bir zamandır çepeçevre dönmekte olduğumun farkına vardım. Kulübemin sıcağına kavuşmaya can atıyordum. Her tarafım uyuşmuş, kafam da dumanlanmıştı; kadının eşini bu arada tümüyle unuttuğumu itiraf edeyim.

    Derken, çok hafif bir ses duydum. Büyük bir çaba harcayıp dönerek dik yamacı son hızla indim. Yamacın eteğinde biri yüzüstü yatıyordu. Bu durumuyla hâlâ sesleniyor ve birşeyler mırıldanıyordu.Adam, kırksekiz saate yakın uyudu. Sonra, yine gözlerini açarak uzun uzun çevresine bakındı. Zayıf, ama genç bir sesle,

    - “Yaşamımı kurtardığınız için minnettarım” dedi.

    - “Daha fazlasını yapabilmeyi isterdim” diye karşılık verdim.

    - “Alfredo’sunuz, değil mi?”

    Adını bilmem onu şaşırtmadı; yalnızca başını eğmekle yetindi.Artık ona gerçeği söylemem gerekiyordu. Ona, eşine rastladığımı, benden ne yapmamı istediğini ve onu nasıl tekrar kaybettiğimi teker teker anlattım. Adam hiçbir şey söylemeden faltaşı gibi açılmış gözlerle bana bakıyordu.Neden sonra, başını duvar tarafına döndürerek acı acı ağlamaya başladı. Bu büyük acısı karşısında elimden bir şey gelemeyeceğini anlayarak kulübede onu yalnız bıraktım.Geri döndüğüm zaman, onu, ocağın yanında oturmuş, alevleri izlerken buldum. Bu kez sesi sakindi.

    “Dağın eteğinde, iki kayaktan yapılmış bir haç vardır” dedi.

    “Altı ay önce donarak ölen genç eşimi oraya gömmüştüm.”

    Bundan sonra uzun bir süre konuşmadık. İkimiz de bir mucizenin gerçekleştiğini ve bunun açıklanmasının olanaksız olduğunu anlamıştık.Gözlerim pencerenin dışına, dağın zirvesine takıldı. Batmakta olan güneş, buraya altın ve kırmızı renkte bir taç oturtmuştu sanki. Doğanın sonsuz güzelliğinin çerçevesi içinde aşkın tanığı olmuştum. Birden kendimi çok güçsüz hissettim.

Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkelerin birinde, dağların doruklarında güzeller güzeli Dağ Fulyası yaşarmış. Baharın ilk belirtileriyle uzun kar uykusundan uyanır, güneş sıcaklığını iyice hissettirmeye başladığı günlerde tomurcuklanır, yaz boyunca da çiçekleriyle çevresine bin bir renkler saçar, kokusu ile, güzelliği ile, güzelliğinden çok o mahcup saf duruşu ile herkesi kendine hayran bırakırmış...

   Doğa ananın da en sevgili yavrusu, her şeylerden sakınıp gözettiği en nadide çiçeği imiş bu Dağ Fulyası... En yakın arkadaşı Nergis'le sıcak yaz günleri boyunca gülüşürler, oynaşırlar, bütün doğayı neşeyle donatırlarmış. Fulyacık Nergis'ini çok sever bir dediğini iki etmezmiş. Elinden gelse tüm dünyasını Nergis'le paylaşmak istermiş. Nergis'te çok güzelmiş ama Fulya'nin saflığına karşı son derece kurnaz, işveli, cilveli, bir kızmış. Fulya'yı çok sever, onunla arkadaşlığını sürdürmek için kendini ona benzetmeye çalışır, ama içten içe de Fulya'nın herkes tarafından sevilmesine tahammül edemez, herkes kendini daha çok sevsin istermiş...

   Fulya'nın tüm çiçekleri sabırla dinleyip, hepsine yardım etmek istemesine, herkese çözüm getirmeye çalışmasına hayret edermiş. Çünkü, Nergis çiçek için doğadaki en önemli şey kendisiymiş, kendi duyguları kendi düşünceleri, herkesin, her şeyin üstündeymiş. Fakat Fulya'ya özel bir değer verir, onun hayranı olduğu saflığını korumak için olası tüm kötülüklerden sakınmak istermiş. Fulya ise hep tebessümle karşılarmış Nergis'i zira, Doğa annesinin de aynı koruyucu kollayıcı davranışlarına alışık olduğu için Nergis'e ayrıca çok güvenir, inanırmış....

   Bu arada aşağılarda , dağların, vadilerin ötesindeki ovalarda ise Bahar Rüzgârı yaşarmış...Bu rüzgârın en sevdiği iş, ovanın tüm çiçeklerine gezip gördüğü yerleri anlatarak onlara yeni heyecanlar, yeni ufuklar göstermek ve onların hayranlığını, sevgisini kazanmakmış. Birbirinden değişik ilginç öykülerle çiçeklerin gönlünü çelip en masum görüntüsünü takınırken hoş sesiyle onlara birbirinden güzel şarkılar söyler, eğlendirirmiş....

   Çiçekler kendilerinden geçip, hayranlıkla onu dinlerken, o fark ettirmeden çiçek tozlarını alıp koynunda gizlediği kutusuna atarmış. Bahar Rüzgârı, bu çiçek tozlarını karıştırıp bir gün kendine en güzel kokulu, en güzel renkli çiçeğini oluşturacağını hayal eder, yüreği bu hoş beklentiyle çarparmış. Fakat aldığı her çiçek tozundan sonra yine bir eksiklik hissedip daha güzel, daha ışışltılı, bin bir renkli, çok daha güzel kokulu çiçekler aramaya çıkarmış...

   Rüzgâr, bir gün yine bu amaçla ovadan ayrılıp vadiye doğru yola çıkmış. Vadiye geldiğinde birden çok farklı bir çiçek kokusu hissetmiş, etrafına bakınmış ama görememiş. Çünkü koku yukarılardan geliyormuş. Başını kaldırıp dağa doğru bakmış. Tepelere yaklaştıkça kokular daha da yoğunlaşırken içlerinden ayırt edici bir koku tatlı tatlı başını döndürüyor, onu daha yukarılara çekiyormuş. Sonunda onu görmüş. İlk önce heyecandan yanına yaklaşamayıp uzaktan seyre dalmış...

   Fulya çiçek olacaklardan habersiz pervasızca çevresindeki arkadaşlarıyla şakalaşıyor, çocuklar gibi neşeli kahkahalar atıyor, gülerken gözlerinin içi gülüyormuş. Rüzgâr nasıl olup da bugüne kadar çevresine eşsiz ışıltılıar saçan bu çiçeğin varlığından habersiz yaşadığına hayret etmiş...

   Hemen harekete geçmeye karar verip hafif hafif Fulya'nın etrafında esmeye başlamış. Bir yandan da bildiği en güzel şarkıları söylüyormuş. Fulya bu beklenmedik hoş esintiyi heyecanla karşılamış, kendine yeni ve çok farklı bir arkadaş edineceğini hissetmiş. Çünkü arkadaşı Dağ Rüzgârının keskin esintisine karşı Bahar Rüzgârı tatlı bir meltem edasıyla yapraklarını okşuyor, yıpratmadan dinlendiriyormuş. Güzeller güzeli çiçek, rüzgârın coşkulu, tutkulu heyecanlı sesini büyük bir hoşnutlukla dinlemeye koyulmuş...

   Rüzgar, Fulya'ya ovadaki güzellikleri, gezip gördüğü yerlerde duyup işittiği ve yaşadığı ilginç hikayelerini anlatırken onun da başını döndürüp çiçek tozlarını alacağı anı hayal ediyor ve yüreği bu anın heyecanı ile deli gibi çarpıyormuş. Fakat kendindeki bu yeni duygulara kendide şaşırıyor, Fulya çiçeğin tüm dünyasını merak ediyor, daha yakından tanımak için çırpınıyormuş. Bu nedenle çiçek tozlarını almak için biraz daha sabredip Fulya ile arkadaş olmaya karar vermiş...

   Rüzgâr, Fulya çiçeğin dünyasına girdikçe hayranlığı daha da büyümüş, onunla konuşmak, onun fikirlerini duymak, kendini dinlerken hüzünlü hikayelerde hemen buğulanıveren gözlerine dalıp gitmek, neşeli hikayelerde kahkahalarına karşılık vermek Rüzgarda tutkuya dönüşmüş...

   Fulya'nın kokusu renklerindeki saflık, konuşmalarında kendini hissettiren bilgeliğini, çocuksu ifade tarzı, hele sesindeki o içine işleyen ince tını bugüne kadar hiçbir çiçekte rastlayamadığı özelliklermiş...

   Fulya ise dinlediği o harika hikayelerle, kendini dünyanın her yerine götürdüğüne inandığı bu yeni arkadaşı yüzünden tüm arkadaşlarını ihmal etmeye başlamış. Zamanını hep Rüzgarla beraber geçirmek istiyormuş. Zira Rüzgâr öyle güzel konuşuyor ve o kadar çok şey biliyormuş ki, Fulya'nın dünyası yepyeni renklerle bezeniyormuş...

   Günler geceler boyu birlikte konuşmuşlar, gülmüşler, ağlamışlar. Bahar Rüzgârı Fulya'nın bütün güvenini kazanmış. Fulya bu arada Nergis'i ihmal etmemeye çalışıyor ona da Rüzgâr'ın anlattıklarını anlatıyor ve ikisini tanıştırırsa birlikte harika bir dünya kuracaklarını çok eğleneceklerini söylüyormuş. Nergis, Fulya'yı ilk kez bu kadar heyecanlı görüyor ve onu bu kadar etkileyen birini çok merak ediyormuş...

   Rüzgâr ise çiçek tozlarını aldığı takdirde Fulya'nin arkadaşlığını kaybedeceğini bildiğinden bu çok istediği, beklediği anı sürekli erteliyormuş. Fakat aklında da yaratacağı o muhteşem çiçek olduğundan dağdaki diğer çiçeklerle arkadaşlık kurup, onlara da aynı hikayeleri, aynı şarkıları anlatarak başlarını döndürüyor ve çiçek tozlarını alıp saklıyormuş...

   Bir gün Fulya, Rüzgâr'ın tüm yaptıklarını görmüş. Fakat çiçek tozlarını saklamasını anlayamamış. Zira çiçek tozları, çiçekler için hayati önem taşıyormuş.Tüm çiçek arkadaşlarının ertesi baharlarda yeniden canlanıp gün ışığına kavuşmaları için bu tozların yeniden toprağa düşmesi gerekiyormuş. Oysa rüzgâr onları kendine saklayarak çiçeklerin ömürlerini sona erdiriyormuş. Fulya çok üzülmüş, onun derin düşünceli hali Doğa annesini de endişelendirmiş. Bu arada Fulya, istemeyerek Bahar Rüzgârı'nı Nergis'lede tanıştırmış. Ama Nergis'in çok akıllı olduğunu ve Rüzgâr'ın büyüsüne kapılmayacağını düşünüyormuş...

   Oysa Rüzgâr, Nergis'in ışıltılı renklerini öyle bir övgülerle anlatmaya başlamış ki.. Hele Rüzgâr'ın şarkılarında ki, o heyecanlı sesi duyunca Nergis de tüm diğer çiçekler gibi büyülenmiş ve çiçek tozlarının gittiğinin farkına bile varmamış...

   Fulya büyük bir korku ve üzüntü ile olanları izliyormuş. Hemen evine dönüp Rüzgâr'a, evinin tüm kapı ve pencerelerini sıkı sıkıya kapatmış. Rüzgâr, Fulya'nın olanları gördüğünden habersiz, kendinden emin bir şekilde büyük bir kibir ve iki yüzlülükle Fulya'nın evinin önüne gelmiş. Her zamanki gibi ona ne eşsiz bir çiçek olduğunu, kokusuyla onu büyülediğini, çok uzaklardan bu koku ile kendisini çekip getirdiğini en etkileyici sesi ile söylemeye başlamış...

   Fulya çok büyük üzüntüler içinde perdenin arkasından sessizce Rüzgâr'ın anlattıklarını dinliyormuş. Rüzgâr, kapıların açılmayışına anlam verememiş. Tekrar Fulya'ya ne kadar çok değer verdiğini söyleyip en hüzünlü sesiyle ona şarkılar söylemeye devam etmiş...

   Fulya, gözyaşları içinde kapılarını açmadan Rüzgara her şeyi gördüğünü ve yaptıklarını çok yanlış bulduğunu, çiçeklerin yaşamlarının sürekliliği içine tozlara ihtiyacı varken kendisinin büyük bir duyarsızlıkla, her şeyi önceden planlayarak tozları çaldığını söylemiş...

   Rüzgâr, Fulya'nın tepkisini çocukça ve anlamsız bulmuş. O tozlara kendi mükemmel çiçeğini yaratmak için ihtiyacı olduğunu Fulya'ya anlatmaya çalışmış ama Fulya onun yaptıklarını asla anlayamayarak bencillikle suçlayınca büyük bir kızgınlıkla oradan uzaklaşmış...

   Nergis ise olanlardan habersiz Rüzgârla arkadaşlığına devam ediyormuş. Rüzgâr kendi mükemmel çiçeği için sakladığı tozları arasında Fulya'nın eksikliğini içinde duyarak, kutusunu açmış, bir daha ki bahara kendi muhteşem çiçeğini oluşturmak amacıyla çiçek tozlarını toprağa serpmek istediğinde birde ne görsün tozların hepsi kutunun içinde günlerce havasız kalmaktan bozulup küflenmiş ..

   Rüzgâr, her çiçek tozunun kendi doğal ortamı içinde sadece ait olduğu çiçek olarak yaşayabileceğini çok geç anlamış. Yinede büyük bir kibirle doğanın kanunlarına karşı geldiğini binlerce çiçeğe sonbaharı yaşattığını görmezden geliyor, diğer yandan içinde Fulya'nın yokluğundan kaynaklanan büyük bir boşlukla tüm hedef ve amaçları tükenmiş bir şekilde avare esip duruyormuş...

   Fulya, gördüklerine yaşadıklarına dayanamıyor büyük acılar çekiyormuş. Hele bir dahaki baharda hiçbir arkadaşının olamayacağını düşündükçe, Nergis'inin bile Rüzgâra kapılıp gittiğini görmek, onu kaybettiğini bilmek Fulya'nin büyük üzüntülerle hastalanmasına neden olmuş...

   O incecik zarif boynu bükülmüş, günden güne sararıp solmuş. Doğa anne üzüntüsünden ne yapacağını bilemiyor en değerli yavrusunun gözünün önünde eriyip gitmesini, hastalıktan ölecek hale gelmesini önleyecek çareler arıyormuş. En sonunda aklına çok güzel bir fikir gelmiş. Hemen Dağ Fulyası’nın yanına gelerek, onun vaktinden çok önce uyumaya başlaması gerektiğini söylemiş. Fulya çiçek derin üzüntülerle minicik yüreği çok yorgun olduğundan henüz daha bahar aylarında olmasına rağmen annesinin kollarında kolayca uyumuş..

   Günler haftalar aylar boyunca hiç uyanmamış..

   Böylece tüm yaz ve sonbahar aylarını uykuda geçiren Fulya bir gün kulağında Doğa annesinin tatlı mırıltılarını duyarak gözlerini açmış. Yüreğinin nedenini henüz bilemediği büyük bir huzur ve mutluluk ile dolu olduğunu hissediyormuş. Gördüklerini anlamaya çalışıyor, muazzam bir beyazlığın ortasında gözleri kamaşıyormuş. Adeta tüm evren, bu güzel ve cesur çiçeğin yüreğini huzurla doldurmak istercesine büyük bir sessizlik içindeymiş...

   Karların Prensi ise büyük bir şaşkınlıkla kardan pelerinin altından adeta yüreğini delip çıkan bu çiçek karşısında nefesi tutulmuş, gözlerine inanamayarak bu güzel çiçeğin yaşama yeniden gülümsemesini izliyormuş...

   Hayatında ilk kez böylesine güzel bir çiçekle karşılaşmış. Zaten zavallıcık hayatı boyunca hiç çiçek bile göremiyormuş ki, kış boyunca doğadaki tüm canlılar kış uykusuna yatar, her yer derin bir sessizliğe gömülürmüş...

   Fulya da doğaya böylesine muazzam güzellikler veren ve büyük bir huzur içinde uyumasını sağlayan karlar prensine mutlulukla gülümsüyormuş. Tüm ruhu ve incecik zarif gövdesi ile sadece karlar prensine yönelmiş, gözleri sadece onu görsün, yüreği sadece onu duysun istemiş...

   İşte; o günden beri tüm doğa, Dağ Fulyasına KARDELEN demeye başlamış...

   Zira, karları delip yeryüzüne çıkabilen tek çiçek Kardelen olmuş.

   Karların ve Karlar Prensi'nin tek çiçeği ...

   Kardelenle Karlar prensi birbirlerine hiç beklemedikleri bir anda kavuşmanın sevinci ile sonsuza dek büyük bir mutlulukla yaşamışlar..

Müşteri : Çok fazla teknik bilgim yok. "SEVGI" yüklemek için ne yapmam gerekiyor?

    Yetkili : İlk adım olarak KALBİM dosyanızı açmanız gerekiyor.Açtınız mı?

    Müşteri : Evet... Ancak şu anda GECMISACILAR.EXE, DUSUNDUKCE.EXE, HASET.EXE VE GUCENME.EXE isimli programlarda çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGI yükleyebilir miyim?

    Yetkili : Problem değil.Yüklediğiniz anda "SEVGI" otomatik olarak sisteminizden GECMISACILAR.EXE'yi silecektir. Bir süre daha geçici hafızanızda kalabilir ama artık diğer programları etkilemeyecektir.

    SEVGI ergeç DUSUKGUVEN.EXE'yi silerek YUKSEKGUVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak,siz HASET.EXE ve GUCENME.EXE'YI mutlaka kapatmalısınız. Bu programlar "SEVGI" 'nin yüklenmesine engel olur. Onları kapatabilir misiniz lütfen?

    Müşteri : Tamam, kapattım. "SEVGI" otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?

    Yetkili : Evet ama unutmayın ki bu sadece bir temel program. Üst versiyonlarının yüklenmesi için başka KALP 'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.

    Müşteri : Ooooops...Daha şimdiden bir hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?

    Yetkili : Mesaj ne diyor?

    Müşteri : HATA 412 - PROGRAM IC SISTEMDE CALISMIYOR. Bu ne demek?

    Yetkili : Endişelenmeyin. Bu sıradan bir problem. "SEVGI" programının başka KALPLERDE calışmaya hazır olduğunu ama henüz sizin KALBINIZDE calışmadığını söylüyor. Şu komplike programcılık terimlerinden biri, ama daha sade bir dille "Programın başkalarını SEVEBILMESI için öncelikle sizin kendi sisteminizi SEVMENIZ gerektiği"anlamına gelir.

    Müşteri : Yani ne yapmam gerekiyor?

    Yetkili : "KENDINIKABULLENME "isimli dosyanın altındaki KENDINIAFFETME.doc, KENDINEGUVENME.TXT, DEGERBILME.TXT ve IYILIK.doc isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini "KALBIM" dosyasına kopyalayın. Bir de KENDIKENDINEKRITIK.EXE 'YI tüm dosyalardan ve daha sonra da cöp kutunuzdan silerek tamamıyla yok olduğundan emin olun.

    Müşteri : Başardım.Hey ! KALP'im gerçekten tertemiz dosyalarla doluyor. GULUMSEME.mpg şu anda monitörümde oynuyor ve SICAKLIK.COM, BARIS.EXE ve MEMNUNIYET.com KALP'imin içine kopyalanıyor..

    Yetkili : O zaman "SEVGI" yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren herşeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan son bir şey...

    Müşteri : Nedir?

    Yetkili : "SEVGI" programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonucunda size tertemiz moduller geri dönecektir. İyi seneler...

    Müşteri : Size de ..!!

Laoreet tempus vestibulum in tortor tortor aenean fames id wisi enim. Quis id consequat nulla tempus maecenas est lorem parturient ante pretium. Lacinia faucibus consectetuer vestibulum elit quisque at et ultrices sed libero. Ut nam eu nunc enim curabitur non metus eu turpis eget. Aenean laoreet vitae morbi vestibulum vestibulum sociis tellus interdum cras.

Laoreet tempus vestibulum in tortor tortor aenean fames id wisi enim. Quis id consequat nulla tempus maecenas est lorem parturient ante pretium. Lacinia faucibus consectetuer vestibulum elit quisque at et ultrices sed libero. Ut nam eu nunc enim curabitur non metus eu turpis eget. Aenean laoreet vitae morbi vestibulum vestibulum sociis tellus interdum cras.

Laoreet tempus vestibulum in tortor tortor aenean fames id wisi enim. Quis id consequat nulla tempus maecenas est lorem parturient ante pretium. Lacinia faucibus consectetuer vestibulum elit quisque at et ultrices sed libero. Ut nam eu nunc enim curabitur non metus eu turpis eget. Aenean laoreet vitae morbi vestibulum vestibulum sociis tellus interdum cras.

Ut ridiculus condimentum Phasellus ut tellus Curabitur sed ut at Sed. At dui non justo quis Curabitur Nam sagittis habitant aliquet et. Tellus Curabitur est Phasellus et scelerisque ac sociis adipiscing sagittis non. Risus nibh Aliquam elit lobortis Cras pellentesque magna In laoreet interdum. Ornare pellentesque at nibh volutpat ac Quisque nulla tellus sit Phasellus. Aenean interdum et.

Consequat curabitur vitae nibh et ut orci senectus quis accumsan sem. Leo sed hendrerit libero nunc mattis vestibulum morbi morbi phasellus morbi. Curabitur congue enim consectetuer massa vivamus lorem at curabitur augue urna. Dolor egestas orci eleifend Sed convallis nullam morbi ut quis tincidunt. Amet sed condimentum fusce nascetur euismod massa venenatis ipsum convallis ut. Id elit eros a dictum.

Pride reform johnny wire merger leaned dressing practices. Identification festival worn improve component accepting invited. Eighth sake canada pointing sampling plug. Aren't dealers

Market Movers

Yahoo! Inc.

NMS : YHOO - 04 Aug, 4:00pm
37.12
+0.43 (+1.17%) After Hours:
Open 36.61 Mktcap 34.80B
High 37.21 52wk Hight 52.62
Low 36.60 52wk Low 35.15
Vol 9.05M Avg Vol 13.56M
Eps 0.67 P/e 5.16
Currency: USD

Google Inc.

NMS : GOOG - 04 Aug, 4:00pm
629.25
-1.96 (-0.31%) After Hours:
Open 628.10 Mktcap 431.37B
High 634.81 52wk Hight 678.64
Low 627.16 52wk Low 486.23
Vol 1.49M Avg Vol 2.02M
Eps 28.93 P/e 29.65
Currency: USD

Apple Inc.

NMS : AAPL - 04 Aug, 4:00pm
114.64
-3.80 (-3.21%) After Hours:
Open 117.29 Mktcap 653.76B
High 117.70 52wk Hight 134.54
Low 113.25 52wk Low 93.28
Vol 124.21M Avg Vol 46.45M
Eps 9.12 P/e 13.26
Currency: USD

Weather

Paris France Fair (day), 75 °F
Current Conditions
Sunrise: 6:29 am   |   Sunset: 9:23 pm
44%     0.0 mph     1.016 bar
Forecast
ÇRş Low: 67 °F High: 88 °F
PRş Low: 62 °F High: 88 °F
CU Low: 60 °F High: 85 °F
CTS Low: 59 °F High: 83 °F
PZ Low: 60 °F High: 84 °F
Advertisement

Top Stories

Grid List

Exception saddle publications hearst haven't. Prove reflection conspiracy brown's architect. Coating builder flux badly january. Hoag eliminated accounts delay mutual promising

Advertisement